Hoşgeldin sayın misafir. Lütfen giriş yap ya da kayıt ol.
YaBB - Yet another Bulletin Board
09.09.2010 at 05:46:29


Sayfa Sayısı: 1
Kanser ve Sarımsak (Read 333 defa)
Şenol EKER
üye




Posts: 203
Kanser ve Sarımsak
13.09.2007 at 22:24:54
 
Sarımsaktan yapılan bir ilaç:
http://www.kocaeli.org/attachs/ilac
Sayfa başı
 
 
Email   IP Kaydedildi
Dede
üye




Posts: 47
Re: Kanser ve Sarımsak
Cevapla #1 - 08.03.2010 at 20:26:47
 
http://www.ailehekimligidergisi.org/Journal/Default.aspx?Ctrl=Text&IDArticle =197 adresinde bir yazı gördüm; acaba bahsedilen Aged Garlic Extract ile bu aynı şey mi?
Yazının orijinal siteden kaldırılması ihtimaline karşılık buraya bir kopyasını aldım.
====================================================
KANSERLİ HASTALARDA BESLENME VE BİTKİSEL İLAÇ KULLANIMI  
 
Fulya YARAR*
*Arş. Gör. Dr.,
Ondokuzmayıs ÜniversitesiTıp Fakültesi Aile Hekimliği AD,SAMSUN,  
 
 Fulya YARAR*
*Arş. Gör. Dr.,
Ondokuzmayıs ÜniversitesiTıp Fakültesi Aile Hekimliği AD,SAMSUN,  
 
 
Kanserden korunmada beslenmenin önemi hakkında çok sayıda araştırma mevcutken, kanserli hastalar için gerekli en uygun beslenme daha az bilinmektedir. Kanser tanısından sonra birçok hasta diyet, fiziksel aktivite ve bitkisel ilaç kullanımı hakkında bilgi almak istemektedir. Bu çalışmada, hastalarımıza yeterli danışmanlık sağlayabilmek için mevcut kanıtları gözden geçirmeyi amaçladık.  
Cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi besin ihtiyaçlarını, besinlerin emilimini ve yararlanımını etkilemektedir. Kanser tedavisi sırasında gerekli olan kalori ihtiyacı artmıştır. Kilo kaybı, kas hacminde azalma ve sindirim problemleri gibi sorunlarla karşılaşılmaktadır. Tedavilerin sitotoksik etkilerini azaltmak amacıyla antioksidanlar kullanılmaktadır. Kemoterapi ya da radyoterapi esnasında antioksidan almak bu tedavilerin etkinliğini azaltabileceği için bazı uzmanlar bu tedaviler sırasında antioksidan alınmasına karşı çıkmaktayken, bazıları ek besinlerin zararlı etkilerinin sadece hipotezden ibaret olduğunu düşünmektedir. Tedavi alacak hastaların vitamin desteklerinin üst sınırı aşmaması ve kullanmadan önce doktoruna danışması gerekliliği vurgulanmaktadır (1).  
Kanser nüksüne beslenme faktörünün etkisi hakkında çok az araştırma yapılmış olup, en fazla bilgi meme kanseri konusunda elde edilmiştir. Obezite, yağdan zengin, sebze ve meyveden fakir diyetin meme kanseri nüksünü arttırabileceği gösterilmiştir (2).  
Prostat kanser rekürrensinin aşırı doymuş yağ alımı ve mikro besinlerden fakir beslenme ile arttığı düşünülmektedir. Prostat kanseri dünyada en sık görülen beşinci kanser ve erkeklerde ikinci en sık kanserdir. Epidemiyolojik çalışmalar beslenme ile prostat kanseri arasında bir ilişki olduğunu göstermiştir. Sebzeden zengin diyetin prostat kanseri riskini azalttığına dair kanıtlar vardır. Fazla miktarda sebze tüketiminin, antioksidan etkisiyle DNA ve hücre hasarı üzerinde koruyucu etki yaptığı en çok kabul gören mekanizmadır. Yapılan çalışmalar domates ve domates ürünleri, likopen, beta karoten, vitamin C ve vitamin E tüketimi üzerine olup geniş bir hasta grubunda uygulanmıştır. Bu çalışmalar sonucunda sebzeden zengin diyetin prostat kanserinden koruyucu olduğu gösterilmiştir (3).  
Kanserli hastaların beslenmesinde etkili bazı faktörler vardır. Bunlar;  
1. Besin Güvenliği: Kanser tedavisi esnasında iyatrojenik immünsüpresyona neden olunduğu için besin güvenliği oldukça önemli olup şu hususlara dikkat edilmelidir:  
— Yemekten önce eller yıkanmalıdır.  
— Yemek hazırlamadan önceki tüm safhalarda dikkatli olunmalıdır (el yıkama, sebze ve meyvelerin yıkanması).  
— Çiğ et, balık ve yumurta yerken dikkatli olunmalıdır. Çiğ et ile temas etmiş olan tüm aletler, kesme tahtası, temizleme süngerleri temizlenmelidir.  
— Yemekler uygun ısılarda pişirilmelidir.  
— Besinler düşük ısılarda tutularak bakteriyel kolonizasyon önlenmelidir (2).  
2. Kalori Alımı: Eskiden kalori alımının kısıtlanmasıyla kanser tedavisinin etkinliğinin arttığı düşünülmekteyken, günümüzde yapılan araştırmalar tam aksini söylemektedir. Kanserli hastaların mutlaka yeterli protein karbonhidrat ve yağ alarak uygun vücut ağırlığını koruması gereklidir (2).  
3. Vücut Kilo Değişiklikleri: Kanserli hastalar tedavi sürecinde kilo alabilir veya kaybedebilirler. Obezitenin sağlığı olumsuz etkilediği düşünülmekte ve bu yüzden tedavi sırasında yeni tanı alan kanserli obez hastaların hızlı kilo kaybı yerine düzenli beslenme alışkanlığı edinerek sağlıklı bir şekilde dengeli kilo vermeleri önerilmektedir. Ancak aşırı kilolu olan hastalar da dahil tüm kanserli hastaların tedavi esnasında mevcut kilolarını korumaları, tedavi bittikten sonra iyileşme fazında kilo vermeleri önerilmektedir (2).  
Kanser kaşeksisi hastalığın tedavi sürecinde en önemli sorunu oluşturmaktadır. Malnütrisyonlu hastalarda kemoterapi ve radyoterapiye olan yanıt azalırken, tedavi maliyetleri çok yükselmekte, mortalite ve morbidite oranları artmaktadır. Onkoloji hastalarının % 20’den fazlası primer hastalıklarından çok beslenme ile ilgili komplikasyonlardan ölmektedirler. Günümüzde uygulanan kanser tedavilerine destek olarak “Nutritional Oncology Adjuvant Therapy” (onkolojik beslenme, yardımcı tedavi) tanımı kullanılmaktadır. Bu tedavi programında spesifik besin öğelerinin, destek tedavisi, tümör yanıtının artırılması, kemoradyoterapi komplikasyonlarının önlenmesi gibi değişik amaçlarla kullanımı dikkat çekmektedir (4).  
4. Diyetteki Yağ Miktarı: Kırmızı et ve hayvansal yağ tüketiminin, bitkisel yağ tüketimine oranla kanser riskini daha fazla arttırdığı gösterilmiştir. Alınan total yağ miktarının meme kanseri üzerine etkisi kanıtlanmamıştır, ancak prostat ve kolorektal kanser üzerine olumsuz etkileri net olarak bilinmektedir (5, 6).  
Yağdan fakir beslenmenin meme kanserinde sağ kalım ve rekürrens üzerine etkilerini araştıran iki randomize çalışma vardır. Bunlar WINS (Women’s Intervention Nutrition Study) ve WHEL (Women’s Healthy Eating and Living Study) dir. Ancak bu konuda daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır (7).  
5. Meyve ve Sebzeler: Kolorektal kanserler ve akciğer kanseri insidansının azalması ile fazla meyve ve sebze tüketimi arasında güçlü bir bağ vardır. Sağlıklı beslenme için alınması gereken günlük besinler;  
3–4 porsiyon meyve  
4–5 porsiyon sebze  
6–8 porsiyon tahıl  
Haftada 4–5 porsiyon baklagil  
2–3 porsiyon süt ürünleri  
6 parça (6 x 20 gr) et ve yumurtadır (7). Ancak alınması gereken porsiyonlar American Dietary Guidelines’tan alınmış olup ülkemize uyarlanması gerekmektedir.  
6. Fiziksel Aktivite: Düzenli fiziksel aktivitenin kolorektal kanser, koroner kalp hastalığı, osteoporoz ve diabetes mellitus riskini azalttığı bilinmekte olup (8, 9) meme kanseri gibi diğer kanserlerden korunmada da faydalı olabileceği düşünülmektedir (8, 10). Fiziksel aktivitenin kanserli hastalarda sağ kalım üzerine etkisini araştıran sınırlı sayıda araştırma mevcuttur ve bu çalışmaların çoğu az sayıda katılımcıyla yapılmıştır (11). Bu çalışmalarda fiziksel aktivitenin hastalık gelişimini ya da kanser rekürrensini azaltıcı etkileri kesin olarak gösterilememiş, ancak düzenli fiziksel aktivitenin anksiyete ve depresyonu azalttığı, duygu durumu düzelttiği, kendine güveni arttırdığı, bitkinlik, bulantı, ağrı ve ishal gibi belirtileri azalttığı saptanmıştır (12, 13). Egzersiz esnasında yeterli sıvı alımı ve elektrolit dengesinin korunduğundan emin olmak gerekmektedir.  
7. Alkol: Alkol oral ve özefajiyal mukoziti olan hastaları irrite edebilir ve bu durumu daha da arttırabilir. Baş ve boyun radyoterapisi alacak olan hastalarda, mukozit oluşturma ihtimali olan kemoterapötik rejimlerde, mukoziti olan hastalarda alkol alımı azaltılmalı veya tamamen kesilmelidir. Aynı zamanda metotreksat ve diğer hepatotoksik kemoterapötik ajanlarla birlikte alkol alınmamalıdır. Alkol baş, boyun ve karaciğer kanseri riskini doku hasarı yaparak arttırmaktadır. Tütün ürünleriyle birlikte kullanımında ise sinerjistik etki oluşturarak daha toksik davranmaktadır (2).  
Günlük bir ya da iki adet alkollü içki alımının, meme kanseri riskini attırdığı gösterilmiştir. Mekanizması tam olarak bilinmemekle birlikte alkolün kadınlardaki östrojen seviyesini etkilemesine bağlı olabileceği düşünülmektedir. Eğer bu hipotez doğru ise, özellikle hormon sensitif tümörü olan meme kanserli kadınlarda kanser prognozunu olumsuz yönde etkileyeceği düşünülebilir (2).  
Diyet Destek Ürünleri:  
Bitkisel ilaçların kullanımı gün geçtikçe artmakta ancak kullanılan ürünlerin etkinliği ve güvenilirliği hakkında yeterli bilgilendirilme yapılmamaktadır. Cassilet ve Marriot bu eğilimi kapsamlı olarak incelemiştir. Her iki yazar da etkinlik, güvenilirlik ve ilaç toksisitesi hakkında halkın bilgilendirilmesi gerektiği sonucuna varmıştır (14).  
Folik asit, kalsiyum ve selenyum gibi mineraller içeren yeşil çay, sarımsak, soya ürünleri, biberiye ekstreleri ile vitamin E ve vitamin C gibi antioksidanlar bitkisel ilaçlar arasında en çok kullanılanlardır. Kanser hastaları verilen tedavilere ek olarak bitkisel ilaçları kullanmadan önce mutlaka doktoruna danışmalı ve bilgilendirilmelidir. Hekimlerin hastalarına danışmanlık yapabilmeleri için alternatif tedaviler hakkında yeterli bilgiye sahip olmaları gerekmektedir (14).  
Kanser hastalarının iyileşme sürecinde kullanılan antioksidan kombinasyonlarının etkileri hakkında daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü’nün (AICR) önerisi; diyetle meyve ve sebze alımı düzenlenmesinin, fazla miktarda multivitamin ve mineral haplarının kullanımına tercih edilmesi yönündedir. Kanser tedavisi sırasında sebze ve meyve tüketimi yeterli olan hastalar günlük antioksidan içeren ilaçları daha düşük dozlarda kullanmalıdır (15).  
Birçok non-antioksidan, kemoterapi etkinliğine olan etkileri tartışmalı olduğu halde kanser hastaları tarafından geniş ölçüde kullanılmaktadır. Bunların arasında soya ürünleri, (n-3) yağ asitleri ve D vitamini vardır. Bir dizi çalışma diyetle alınan artmış kalsiyum ve D vitamininin kolon ve meme kanserinden korunmada etkili olduğunu düşündürmektedir (16, 17).  
Kanser araştırmalarının odaklandığı nokta dihidroksivitamin D3 analoglarının kanser hücreleri üzerindeki antiproliferatif ve prodiferansiyatif etkileridir. Sonuçlar yeni sentetik vitamin D3 analoglarının kanser hücrelerinin büyümesinde güçlü inhibitor olduğu yönündedir (18, 19). Vitamin D3 analoglarının retinoidler, antiöstrojenler ve konvansiyonel kemoterapötik ilaçlarla birlikte kullanımı, tedaviye verilen cevabı arttırabileceği gibi kemoterapötik ilaçların yan etkilerini de azaltabilir (20, 21).  
Yapılan bir çalışmada sarımsak ekstresinin (Aged Garlic Extract- AGE) kanserli hastalarda yaşam kalitesi ve doğal öldürücü (natural killer- NK) hücreler üzerine etkisini göstermek amaçlanmıştır. Randomize çift kör çalışmaya 50 kanserli hasta katılmıştır. Bu hastalardan 42 tanesi karaciğer kanseri, yedi tanesi pankreas kanseri ve biri kolon kanseri olup, tüm hastalar inoperabl olanlardan seçilmiştir. Gruplarda yaş, cinsiyet ve klinik evre açısından fark yoktur. AGE verilen gruptan dört hasta, kontrol grubundan ise beş hasta çalışma sırasında kaybedilmiştir. Üç ay sonra sonuçlandırılan çalışmaya göre iki grup arasında yaşam kalitesi ve NK sayısında bir farklılık olmazken, periferdeki NK hücrelerinin aktivitesinde farklılık gözlenmiştir. Çalışma sonunda kontrol grubunda NK hücre aktivitesinde % 25 azalma görülürken, AGE verilen grupta aktivite değişikliği olmamıştır. Periferal kanda CD8+ hücrelerde bir değişiklik olmamış, CD4+ hücrelerde kontrol grubunda anlamlı bir artma olmuştur. Bu çalışma sarımsak ekstresinin NK aktivitesini arttırdığı göstermektedir. NK aktivitesi azalan hastalarda kansere bağlı ölümler gözlendiği için sarımsak ekstresinin kansere bağlı ölümleri azalttığı söylenebilir (22).  
Sık kullanılan diğer bir bitkisel ürün olan yeşil çayın kanser riskini azalttığı birçok epidemiyolojik çalışmada gösterilmiştir. Bir in vitro çalışmada yeşil çayın meme kanserinde tümör yoğunluğunu azalttığı, tümör boyutunu küçülttüğü kanıtlanmıştır. Yeşil çay ekstresinin majör anjiogenetik faktör olan VEGF’yi azalttığı görülmüştür. Ayrıca bu çalışmada yeşil çayın bir VEGF aktivatörü olan protein kinaz C’yi de kanserli hücrelerde baskıladığı gösterilmiştir. Yeşil çayın antianjiogenetik etkisi nedeniyle meme kanserini önleyebileceği veya kanser tedavisine yardımcı olabileceği öngörülmektedir (23).  
Sonuç olarak, kanserli hastada beslenme hakkında doğru danışmanlık hizmeti verebilmek için, tüm birinci basamak hekimlerinin yeterli bilgiye sahip olması ve bu bilgileri hastalarına aktarabilmesi gerekmektedir. Böylelikle, giderek artan bitkisel ilaç kullanımının önüne geçilebileceği gibi; hastalar kullanılan ürünlerin etkinlik, güvenilirlik ve toksisiteleri hakkında bilgilendirilebilir. Bunun için kanserli hastaların beslenme protokolü ve besinlerin etki mekanizmalarını inceleyen daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Yapılacak çalışmalar hem kanser tedavi modellerinin gelişmesinde hem de hasta yaşam kalitesinin arttırılmasında önemli rol oynayacaktır.
 
 
 
Kaynaklar 
 
 
1.Med Hypotheses 1998; 51: 405- 409.
2.Brown J, Byers T, Thompson K, Eldridge B, Doyle C, Alexis M. Williams Nutrition During and After Cancer Treatment: A guide for informed choices by cancer survivors CA Cancer J Clin 2001; 51;153- 181.
3.Chan R, Lok K, Woo J. Prostate cancer and vegetable consumption. Mol Nutr Food Res. 2009 Feb; 53 (2):201-16.
4.Dr. Rüksan Çehreli. Kanserli hastalarda beslenme, DEÜ Onkoloji Enstitüsü XIII. TPOG Ulusal Pediatrik Kanser Kongresi, hemşire programı. Sayfa 179- 181. http://www.tpog.org.tr/pdf/hem_7.pdf (28.07.2009’da ulaşılmıştır.)
5.Potter JD. Nutrition and colorectal cancer. Cancer Causes Control 1996; 7: 127- 146.
6.Kolonel LN, Nomura AM, Cooney RV. Dietary fat and prostate cancer: Current status. J Natl Cancer Inst 1999; 91: 414- 428.
7.Demark-Wahnefried W, Rock CL, Patrick K, Byers T, Lifestyle interventions to reduce cancer risk and improve outcomes. Am Fam Physician 2008; 77 (11):1573- 80.
8.The President’s Council on Physical Fitness and Sports. Physical activity and health: A Report of the Surgeon General. Atlanta, GA, US Department of Health and Human Services, Centers for Disease Control, National Center for Chronic Disease Prevention and Health Promotion, 1996.
9.Pate RR, Pratt M, Blair SN. Physical activity and public health: A recommendation from the Centers for Disease Control and Prevention and the American College of Sports Medicine. JAMA 1995; 273:402- 407.
10.Sternfeld B. Cancer and the protective effect of physical activity: The epidemiological evidence. Med Sci Sports Exerc 1992; 24: 1195- 1209.
11.Courneya KS, Friedenreich CM. Physical exercise and quality of life following cancer diagnosis: A literature review. Ann Behav Med 1999; 21: 171- 179.
12.Courneya KS, Friedenreich CM. Relationship between exercise pattern across the cancer experience and current quality of life in colorectal cancer survivors. J Altern Complement Med 1997; 3: 215- 226.
13.Winningham ML, MacVicar MG, Bondoc M. Effect of aerobic exercise on body weight and composition in patients with breast cancer on adjuvant chemotherapy. Oncol Nurs Forum 1989; 16: 683- 689.
14.Go, VL Wong DA, Resnick MS, Heber D. Evaluation of botanicals and dietary supplements therapy in cancer patients. J Nutr 2001; 131(1):179S-180S.
15.Norman HA, Butrum RR, Feldman E, Heber D, Nixon D, Picciano MF, Rivlin R, Simopoulos A, Wargovich MJ, Weisburger EK, Zeisel SH. The role of dietary supplements during cancer therapy. J Nutr 2003; 133: 3794S–3799S.
16.Jain M, Miller AB,To T. Premorbid diet and the prognosis of women with breast cancer. J Natl Cancer Inst 1994; 86: 1390- 1397.
17.Saxe GA, Rock CL,Wicha MS, Schottenfeld D. Diet and risk for breast cancer recurrence and survival. Breast Cancer Res Treat 1999; 53: 241- 253.
18.Rohan TE, Hiller JE, McMichael AJ. Dietary factors and survival from breast cancer. Nutr Cancer 1993; 20: 167- 77.
19.Harlan LC, Coates RJ, Block G. Estrogen receptor status and dietary intakes in breast cancer patients. Epidemiology 1993; 4: 25- 31.
20.Holm LE, Callmer E, Hjalmar ML. Dietary habits and prognostic factors in breast cancer. J Natl Cancer Inst 1989; 81: 1218- 1223.
21.Kyogoku S, Hirohata T, Nomura Y. Diet and prognosis of breast cancer. Nutr Cancer 1992;17: 271- 277.
22.Ishikawa H, Saeki T, Otani T, Suzuki T, Shimozuma K, Nishino H, Fukuda S, Morimoto K. Aged garlic extract prevents a decline of NK cell number and activity in patients with advanced cancer. J Nutr 136: 816S–820S, 2006.
23.Sartippour MR, Shao ZM, Heber D, Beatty P, Zhang L, Liu C, Ellis L, Liu W, Go VL, Brooks MN. Green tea inhibits vascular endothelial growth factor (VEGF) induction in human breast cancer cells. J Nutr 132: 2307–2311, 2002.  
 
Sayfa başı
 
 

Forumun Tek Dedesi
Smiley
Email | WWW | MSN | ICQ   IP Kaydedildi
Sayfa Sayısı: 1